çocuklarda dil gelişimi



Bir insandan konuştukça çıkan ses dalgalarını kaydettiğimizi düşünün. Kağıtta bu ses dalgaları birbirini takip eden dalgalar olarak görünür ve ses çeşitliliği nedeniyle bu kağıda bakıp burada bir “l” (le) harfi mi yoksa “r” (re) harfi mi olduğunu söylemek imkansızdır. Eğer “r” sesini yavaş yavaş “l” sesine dönüştürmek için bir konuşma sentezleyicisi kullanırsanız ki bu yolla değişikliği kağıtta da görebilirsiniz, aslında sadece “r,r,r … ” sesinin birdenbire “l,l,l…” sesiyle değiştiğini duymuş olursunuz. Japonlar bu değişimi hiçbir şekilde fark etmez, ilk baştaki aynı sesi duymaya devam ederler. Bu durum bütün kültürlerin, sesleri kendi dillerine özel kategorilere ayırdığını bize açıkça gösterir. Mesela Taylandlı bir kimsenin duyduğu ‘ses değişimlerini biz duyamayız, aynı şekilde Japonlar da r ve l seslerini kullanmadıkları için buradaki değişimleri duyamazlar. Ama inanılmaz bir şekilde bebekler daha önce hiç duymamış olsalar dahi bütün dillerdeki ses değişimlerini kolayca ayırt edebilirler. Japon bebeklerin r’den l’ye olan değişimi duyabildikleri gibi anadili İngilizce olan bebekler de Tayca’daki bütün ses değişimlerini ayırt edebilirler. Çünkü bebekler herhangi bir dile karşı peşin hükümleri olmadan doğar ve herhangi bir insandan çıkan her sese dikkat kesilebilirler.

Fakat altı aydan on iki aya kadar bir yerlerde bebeğinizin her bir sesi ayrı ayrı ayırt edebilme kabiliyeti yok olur ve bebeğiniz sadece kendi kültürüne has sesleri fark edebilir duruma gelir. Kendi kültürünün kullandığı dilin özelliklerine dikkatini vererek en karakteristik r’den yine en karakteristik l’ye kadar seslerin bütün sunumlarını aklına depolar ve 6-12 aylık olduğu süre boyunca hafızasında kültürel bütün tipik fonemleri (algılanabilen konuşmanın en küçük sesbirimi) depoladığı bir yer oluşturur. İşte bu kendi diline has seslere tekrar tekrar maruz kalmak belli kategorileri güçlendirir ve isterse diğerlerini siler. Bu şekilde bebeğiniz seslerin “ilk örneklerini” yani esas modellerini geliştirir. Bu dönemden sonra duyacağı her ses geliştirdiği bu esas modellerle karşılaştırılacak ve ona göre yorumlanacaktır. İşte bu “d” harfinin değişik versiyonlarını (de, da, dü, di … gibi) duymamıza rağmen (kulaklarımızın sesleri beynimize transfer etmesi) neden bütün bu farklı sesleri sadece esas model olan “d” olarak algıladığımızın (sesi yorumlamak) sebebidir. Bu sadece kendi diliniz ve diğer diller arasındaki ayrımları fark edebilmekle alakalı bir şey değildir, bebeğinizin dil öğrenme sürecinde ulusal, bölgesel ve yerel aksan gelişimleri de olacaktır.