disiplin ve çocuk



İnsan yaşamının her döneminde ve her alanında önemli bir kavram olan disiplin, toplum içindeki tavır ve hareketleri düzenleyen çeşitli kural ve beklentilerden oluşur. Bir çocuğun disiplinle karşılaşması, onun toplum içinde geçerli kuralları öğrenmesini, dış dünyaya uyumunu ve sosyal yönden onaylanan tutum ve davranışları benimsemesini sağlar.

Çocuğun disiplin kavramıyla tanışması, yürümeye ve konuşmaya başlayarak özerkliğini ilan ettiği evreyle örtüşür. Yeni kazandığı hareket özgürlüğü içinde anne-baba, ona neleri yapıp neleri yapamayacağını anlatır. Artık zaman yasakların, sınırların belirginleştiği ve çocuğa aktarıldığı zamandır.

Çocukların kendileri için, doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyü, tehlikeli olanla olmayanı ayırt edebilmesini sağlayan sınırları (kendisinin ve diğerlerinin) öğrenmeye ihtiyacı vardır. Bu sınırlar öncelikle anne-babası, daha sonra çevresi ve okulu tarafından çizilir. İlk temel sınırlar, sınırların belirlenebilmesi için konulan kurallar, kurallara uyulması için gerekli uygulamalar aile içinde oluşturulur; okul ve çevre tarafından da katkılarlarda bulunularak sürdürülür.

İlk çocukluk evresini tamamlamış olan çocuk, artık toplumun bir bireyi olma yolundadır. Hızlı bir sosyalleşme süreci içinde kendisinden beklenenler ve beklenmeyenlerle ilgili birtakım kurallarla karşı kaşıya kalır.

Çocukların disiplin sorunlarının başlıca kaynağı, anne-babalarının onlarla ilişki kurma biçimleridir. Anne ya da baba hükmedici, denetleyici, aşırı kınamacı ve ihmalci olduğunda, çocuklar derin bir güvensizlik içine girecekler ve reddedilme duygularını sorunlu davranışlarla dışa vuracaklardır.

Doğduğu günden itibaren anne-babasının sonsuz sevgi ve şefkatiyle beslenen, her haliyle, her koşulda kabul gören çocuk, artık sınırlarını (neleri yapıp neleri yapamayacağını) öğrenmeye hazırdır. Tersi durumda çocuk, anne-babası tarafından gerçekten sevildiğini hissetmemişse, konulan kuralları içselleştirmekte zorlanacak, kendisinden beklenenlere uymadığında kaybetmekten korkacağı bir şeyi olmayacaktır.