Çeşitli sinir hastalıklarının, yer çekiminin, travmanın ve ilerleyen yaşın boyun fıtığına, bir türlü geçmeyen baş ağrılarına ve körlüğe dolaylı ya da direkt olarak neden olduğunu biliyor musunuz? Ya da sorumuzu değiştirerek soralım: Göz kapağı düşüklüğünün bu rahatsızlıklara yol açtığını biliyor musunuz?

Bütün bu nedenler önce göz kapaklarınızın düşmesine ardından düşen göz kapaklarınızı sürekli yukarda tutma çabasına, sonrasında da bahsettiğimiz rahatsızlıklara yol açabiliyor ki günümüzde hasta sayısı her geçen gün artıyor. Hatta bu kişiler, üst göz kapaklarını bantla yukarı çekerek yapıştırmak zorunda kalıyorlar.

Üst göz kapağındaki milimetrik sınır

Sağlıklı bir göz kapağı göz bebeğini en fazla 1 milimetre kadar örter. Bu normaldir. Anormal olan bu oranın geçilmesidir. Bu durumu göz kapağı düşüklüğü olarak adlandırırız. Üst göz kapağı gözbebeğini 2-3 milimetre örtüyorsa hafif düşük, 3-5 milimetre örtüyorsa orta 5 milimetrenin üzerinde bir düşüklük varsa ağır göz kapağı düşüklüğü söz konusudur. Ve 1 milimetrenin üzerindeki göz kapaklarının daha da düşmemesi başka hastalıklara yol açmaması için mutlaka tedavi edilmelidir. Bu tablo bize göz kapağı düşüklüğünün estetik olduğu kadar bir sağlık sorunu olduğunu gösteriyor.

Eğer göz kapağı düşüklüğü doğuştan geliyor ve tedavisi erteleniyorsa bebeklik ve çocukluk döneminde körlük riskiyle karşı karşıya kalınır.

Ergenlik döneminden itibaren baş ve boyun bozukluklarına dolayısıyla boyun fıtığı gelişimini tetikliyor. Kişi etrafını görmekte zorlanıyor, çevresindeki eşyaya sık sık çarpabiliyor. Dahası psikolojik travma yaşayabiliyor. Göz kapaklarını yukarda tutmak için kendini zorlayan hastada şiddetli baş ağrıları oluşuyor. Hasta, neden başının ağrıdığının farkında bile olmuyor. Yüz ifadesi tamamen negatif yönde değişiyor. Sıra dışı yüz mimikleri ve kırışıklıklar oluşuyor.