Çocuk sahibi olmakla ilgili hayallerini 38-40 arası rafa kaldıranlar tanıyorum. Yoksa siz de “40’dan sonra imkânsız” diye düşünenlerden misiniz? Yapmayın! Neden mi? İşte size şahane bir sebep. Hem de en şehirlisi, en kariyerlisinden: Yasemin Ahsenböre ilk çocuğunu 43 yaşında doğurdu. Kızı Banu’yu ise sekiz ay önce 51 yaşında kucağına aldı.

Bir kısım gazetecilerin, kadın dergilerinin editörlerinin ve kozmetik piyasasının yakından tanıdığı bir isim Yasemin Ahsenböre… Dile kolay 25 yıl L’Oréal Türkiye için çalıştı. 15 yılını Kurumsal Halkla İlişkiler Müdürü olarak geçirdi. Biz hep zarafetini, güzelliğini konuşurduk kendi aramızda. Annesi İzmirli Fransız ve Rum Levanten’i, babasıysa Fin Türküydü. Genetik mirasından mıydı bilinmez yaşını hiç göstermezdi.

18-30 yaşları arasında 12 yıl süren bir evlilik hayatı olmuştu. 30 ile 42 arasındaysa o kadar çok çalıştı, o kadar çok seyahat etti, o kadar çok eğlendi ki bir daha evlenip evlenmeyeceğini hiç düşünmedi bile. Âşık da oldu, çok da sevdi, uzun süreli birliktelikler de yaşadı ama evlilik hep olmasa da olur kıvamındaydı. Çocuğunun olmaması hayatında bir panik sebebi değildi. Yolda gördüğü çocukların üzerine “Ay ne tatlııı” diye atlayan, yakınlarında biri doğurduğu zaman “Benim niye yok” diye içlenen, “Galiba ben anne olamayacağım” diye hayıflanan kadınlardan olmamıştı hiç. Ara ara aklına geliyordu, o zaman da “Bir gün olur nasıl olsa” deyip konuyu beyinciğinin arka odalarından birine pozitif pamuklara sararak yerleştiriyordu. Her şeyin bir zamanı vardı.