Tiroid nodülleri toplumdaki her 2 kişiden 1’inde görülecek kadar yaygın bir sorun.

Tiroid nodülleri toplumdaki her 2 kişiden 1’inde görülecek kadar yaygın bir sorun. Hiçbir belirti vermemesi hastaların büyük çoğunluğunun bu sorundan habersiz yaşamalarına neden oluyor. Bilinmesi gerekenleri Medistate Kavacık Hastanesi Kulak Buran Boğaz uzmanları, Doç. Dr. Rauf TAHAMİLER ve Doç. Dr. Mehmet EKEN anlatıyor…

Tanı Nasıl Konur?

Öncelikle hastanın T3, T4 ve TSH dediğimiz hormon değerlerine bakılır. 1 cm’nin üzerindeki nodüller elle fark edilebilir. Daha küçük olanlar ultrasonla tespit edilebilir. Ayrıca sintigrafi ile nodülün sıcak mı yoksa soğuk nodül mü olduğunun ayrımı yapılır.

Kanserleşme Açısından Kimler Risk Altındadır?

Nodüllerin %90’ı iyi huylu tümörlerdir; %10’unda kanserleşme riski vardır. 20 yaş altı ve 60 yaş üstü kişilerde nodüllerin kanserle ilişkili olma olasılığı daha yüksektir. Ailesinde tiroit kanseri hikayesi olanlarda, daha önce vücudunun herhangi bir bölgesine ya da boyun bölgesine radyasyon almış kişilerde de kanserleşme riski daha yüksektir.

Kontroller Hangi Sıklıkla ve Nasıl Yapılmalıdır?

Ultrason incelemeleri sonucunda elde edilen verilere göre, nodüller düzensiz bir yapıya sahipse, içerisinde kireçlenmeler taşıyorsa, gittikçe büyüyorsa, dokuya yapışıksa bunlarda kanserleşme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünerek ince iğne biyopsisine göndermek gerekir. Başka bir bakış açısıyla, riskleri azaltmak için, şüpheli ultrason sonucu olan her nodül için biyopsi gerekir.

Biyopside temiz çıkan hastalar takibe alınır. 6 aylık takip sonucunda büyüme tespit edilirse tekrar ince iğne biyopsisine başvurulur. Bu süre zarfında herhangi bir değişiklik görülmemişse takip devam eder.
1 cm üzerinde, biyopsisi şüpheli çıkan hastalarda ve biyopsi sonrasında kanser hücresi tespit edilen hastalarda ameliyat önerilir.