Diş macunu kullandıktan sonra portakal suyunun tadı farklı gelir. Dili, damağı ve beyni oyuna getirmenin zor olmadığını gösteren örneklerden biridir bu.

Dilimiz boş bir tabak değildir. Önce yediğimiz bir şey sonrakinin tadını farklı algılamamıza neden olabilir.

Çünkü dilimizdeki tat duyargaları farklı ortamlarda farklı tepkiler verir.

Örneğin enginar yedikten sonra su içtiğimizde su tatlıymış gibi hissederiz. Dişlerimizi fırçaladıktan sonra portakal suyu içersek normalde tatlı olan bu içecek kötü bir tat bırakır. Beynimiz üzerinde en iyi oyun oynayan ise Batı Afrika’da yetişen ve ekşi tatları tatlı yapan bir ‘mucize’ meyvedir.

Dilin yapısı

Bu tür şeylerin beynimizde nasıl bir oyun oynadığını anlamak için önce dilin yapısına bakmak gerekir.

Dilin üzeri tatlara karşı duyarlı hücrelerle doludur. Her bir hücrenin dış duvarı ise proteinlerle kaplıdır.

Yiyecek molekülleri onlara ulaştığında hücrelerden beyne bir mesaj gider. Bu mesaj beş tadı içerir: Tatlı, acı, ekşi, tuzlu ve umami.

Fakat bu tatların bütün ayrıntıları henüz çözülmüş değil. Tatlı, acı ve umami tatların hangi hücre proteinleriyle ilişkili olduğu az çok biliniyor; ama dilin ekşi ve tuzlu tatları nasıl tespit ettiği hala gizemini koruyor. Tat hissini yaratırken tat reseptörleri ile beyin arasında da hala belirsizliğini koruyan bir takım alış veriş durumu söz konusu.

Ancak örneğin enginarın nasıl olup da suyun tadını değiştirdiğini açıklayacak kadar temel bilgiye de sahibiz.