Komik bebek



Bu yargıya, “doğrudur.'” diyebiliyorsak sakın şaşmayın ve aşağıdaki yazıyı okuyun. Bu yaş döneminde, çocuklar ne bulurlarsa ağızlarına atarlar. Bazı istisnalar dışında, bu davranışları çevreyi ağızlanyle tanımalarına yardım eder.
Bir iki yaşlarındaki çocuklar, ellerine geçen her şeyi ağızlarına götürürler… Çocukların bu davranışı, kendileri için yeni ve yabancı olan her şeyi tam anlamıyla tanımak ve öğrenmek isteğinden gelmektedir. Ancak bu davranış, hemen hemen her anne -babayı, çocuklarına bir hastalık bulaşacak , ya da zehirlenecek diye korkuya düşürür.
Çocuğunun herhangi bir şeyi ağzına götürdüğünü gören her anne-babanın aklına gelen ilk şey, “Acaba ona bundan böyle ağzına bir şey sokmasını kesinlikle yasaklamalı mıyım?” sorusu olur. Çocuk doktorlarının, psikologların ve hijyen uzmanlarının hepsi, çocukların ellerine geçenleri ağızlarına götürmelerinin (bazı istisnalarıyla) zararlı olmadığı görüşünde birleşmektedirler. Ancak anne-babalar, bazı maddeleri, örneğin ilaçları, alkollü içkileri ve sivri, kesici cisimleri, mümkün olduğu kadar çocuklarının erişemeyeceği yerlere kaldırmalıdır. Ayrıca doktorlar, “çocuğun çevresini ağzıyla keşfetmesini” bazı nedenlerden dolayı yararlı da bulmaktadır. Aşağıda bilim adamlarının bu konudaki görüşlerini ve tavsiyelerini sunuyoruz:

• Çocuğunuzun her şeyi ağzına götürmesini sakın terbiye eksikliğinden doğan yanlış bir davranış olarak düşünmeyin. Bu tutum çocukların gelişimine uygun olup, tamamen normaldir. 3 yaşındaki çocuklar nasıl bir “dik kafalılık” devresi geçirirse ve bu normalse, 1-2 yaşlarındaki yavrunuzun da bu dönemi yaşaması, aynı ölçüde normaldir. Bu konudaki yasaklamalar, çocukların kararsızlığına yol açmakta, hatta bunun sonunda çocuk kendisini suçlu görmeye başlayarak yıllar sonra bile, bulduğunu her fırsatta, gizlice ağzına tıkmaktadır.
Çocuğunuz, koltuğun kenarını kemiriyorsa, ya da bir gazete parçasını ağzında çiğniyorsa, bunlardan alacağı mikroplar, genellikle ona bir zarar vermez. Hastalansalar bile çoğu kez anne-babanın farkedemediği kısa bir sürede bunu kolayca atlatırlar. Bu arada vücudun mikroplara karşı kazandığı dayanıklılık ve ürettiği antikorlar, ileride ortaya çıkan ağır enfeksiyonlarda “hayat kurtarıcı” rol oynar.
• Çocuğunuz sabun ısırmaya kalkışırsa, telâşa kapılmanıza hiç gerek yoktur. Bu davranışı nasıl olsa zamanla kendiliğinden bırakacaktır. Çünkü sabunun tadını, o da bir süre sonra başlangıçtaki kadar lezzetli bulmayacaktır. Aynı şekilde ağzına bir avuç toprak doldurması da, (eğer üstünde kedi köpek gibi hayvanlar dolaşmamışsa) ‘Ah! Vah!’ edilecek felâket değildir.
• Esas tehlikeli olan, çocuğunuzun bir sigara veya çiğnenmiş eski bir çikleti ağzına almasıdır. Bu durumlarda yapacağınız tek şey, küçük afacanın derhal ağzını boşaltmak olmalıdır. Fakat bu arada, korkudan ağzındakini yutmaması için, sakın bağırmayın!..