İşlenmiş gıdaların sağlıksız olduğunu biliyoruz; ama bu nedenle tarih öncesi bir diyete geri dönmeye çalışmak mantıklı mı?

Taş Devri insanları ne pizza yiyordu ne de kek. Eti için hayvan avlıyor, balık tutuyor, ormandan fındık-fıstık ve yemiş topluyordu. Bazıları, 2,5 milyon ile 10 bin yıl öncesinde yaşayan bu insanların uyguladığı diyetin insana en uygun diyet olduğu görüşünde.

“Taş Devri diyeti”ni destekleyenlerin argümanı şu: İnsan vücudu Taş Devri’nde yaşama adapte oldu; o günden bu yana genetik yapımızda pek bir değişiklik olmadığı için bu dönem insanlarının tarım öncesi uyguladıkları diyet biyolojik olarak insana daha uygundur. Bu diyeti savunanlar, insanların bugün her türlü süt ürünlerinden, makarna, ekmek, pirinç gibi tahıl ürünlerinden, hatta baklagillerden uzak durması gerektiğine inanıyor. Kalp hastalıkları, diyabet, kanser gibi modern hastalıkları insanın Taş Devri’ndeki anatomik yapısına uygun olmayan bir beslenme tarzına sahip olmasına bağlıyorlar.

Peki, mağarada yaşayan insanların diyetinin bizim için daha iyi olacağına dair bilimsel bir veri var mı? Burada iki sorunun yanıtını aramak gerekiyor: Birincisi, modern insan Taş Devri insanı ile biyolojik olarak aynı mıdır? İkincisi, o devrin beslenme tarzı bizim için daha mı faydalı olacaktır?

Taş Devri diyetini savunanlar, o diyetin insanın sindirim sistemine daha uygun olduğu görüşünde. Tarım ve hayvancılığın ortaya çıkmasıyla beslenmemize giren süt ve tahıl ürünlerinin insanın evrimine ve vücut yapısına aykırı olduğunu ileri sürüyorlar. 2012’de Polonya’da yapılan bir araştırma, Batı ülkelerindeki nüfusun günlük enerji kaynağının yüzde 70’ini oluşturan süt ve tahıl ürünleri, şeker ve işlenmiş yağın Taş Devri insanının yemekleri arasında yer almadığını belirtiyordu.