anne baba



Günümüzde çiftler evlenmeye karar verdiklerinde bu işlemi resmileştirmek için bir takım testler yaptırmak zorundadırlar. Bu testlerden bir tanesi de kan grubu testidir. Bu test özellikle kan uyuşmazlığı veya Rh uyuşmazlığı denilen durumun önceden belirlenmesi için yaptırılır.

Kişinin kan grubu genetik özelliklerine göre belirlenir, yani anne ve babasından aldığı genlerin baskınlık durumlarına göre doğacak bebeğin kan grubu oluşur. Bireyin genetik özelliklerine göre belirlenmiş 100’den fazla kan grubu vardır. Ancak bu, tüm insanlarda tespit edilen ve evrensel olarak kabul edilen başlıca kan grupları A, B, 0(sıfır), sistemiyle adlandırılmıştır. İnsanlarda kan grupları A ve B adı verilen yapıtaşlarının varlığı ve yokluğuna ve ayrıca Rh faktörü adı verilen bir kan grubu faktörünün de varlığı ya da yokluğuna göre belirlenir. Mendel’in kalıtım yasasına göre Rh(+) bir erkek ile Rh(-) bir kadından doğan çocuğun kan grubunun Rh(-) olma olasılığı %50’ye kadar ulaşabilir. Rh uygunsuzluğu yaratan tek bir durum vardır, o da babanın Rh(+), annenin Rh(-) olmasıdır. Bebeğin Rh(+) kan grubuna sahip olması annenin savunma sisteminin devreye girmesine neden olur.

İnsanların kendi vücuduna ve dokusuna ait olmayan her madde, nakil yoluyla yerleştirilen her organ yabancı bir madde olarak algılanır. Vücudun tanımadığı bu yabancı maddelere antijen(kendi genetik yapısına uymayan) adı verilir. Bu antijenler vücudun savunma sistemini harekete geçirir. Savunma sistemi kendisine yabancı olarak gördüğü bu maddeden kurtulmak için harekete geçer ve o maddeyi tanıyabilen antikor (yabancı cisme karşı üretilen cisim) üretir. Antikorlarla antijenler anahtar kilit gibi birbirine uyacak şekilde üretilirler ve antikorlar antijenlere bağlanarak onları parçalamaya ve sistemden uzaklaştırmaya çalışırlar. Kanında A yapıtaşı içeren bir insanda B’ye karşı, B yapıtaşı içeren insanda A’ya karşı, yapıtaşı içermeyen 0(sıfır) kan grubu insan da hem A’ya hem B’ye karşı, Rh faktörü içermeyen bir insanda da Rh(+) kana karşı hazır bir şekilde doğal antikorlar bulunurlar ya da hızlı bir şekilde vücut tarafından üretilirler. Kan uyuşmazlığında da sistem yine bu şekilde çalışır. Annenin savunma sistemi doğmamış bebeğin kan hücrelerini vücuda alınmış yabancı bir madde gibi algılayarak onları parçalamak için harekete geçer. Bebekteki Rh(+) kandan çok az miktarda bile olsa annenin kanına karışırsa (bu durum genellikle doğum sırasında yırtık veya plasentanın ayrılması anında meydana gelir) annenin bağışıklık sistemi kendi kırmızı kan hücrelerinden farklı olan bebeğin kırmızı kan hücrelerine karşı antikor üretir. Annenin kanı bebeğin kanıyla ilk karşılaştığında antikorlar üretilmeye başlanır. Bu karşılaşmayı plasenta bariyer görevi yaparak engeller. Bebeğin antikorlara maruz kalmaması açısından bu bariyer çok önemli bir yer tutar. Normal doğumlarda plasenta doğuma kadar varlığını korur. Bu şekilde anne kanıyla bebeğin kanı doğuma kadar karşılaşmamış olur. Ancak düşük yapılması gibi nedenlerle plasenta zayıflayabilir bu da bebeğin kanının annenin kanına geçmesine neden olur.