stickynote



Önceki gün komşum Sude hanımın evindeydim ve buzdolabına yapıştırılmış bir cümle dikkatimi çekti. Tuvalete girdiğimde, lavabonun üzerindeki aynaya da bir cümlenin yapıştırılmış olduğunu gördüm. Çayımı bitirmek üzere geri döndüğümde ona’ bu “alıntı” alışkanlığı hakkında sorular sordum.

İki yıl önce annesi öldüğü zaman başlamış. Arkadaşları ona annesiyle ilgili hatırlamak isteyeceği harika düşüncelerle dolu taziye mektupları göndermiş, o da bunları not kağıtlarına yazarak evin çeşitli yerlerine asmış. Sude bu notların yaş sürecini çok kolaylaştırdığını söylüyor. “Etrafımda annemi benim kadar seven ve özleyen insanlar varmış gibiydi,” diyor.Birkaç ay sonra Sude arkadaşlık konusunda birtakım yeni ilhamlara ihtiyacı olduğuna karar vermiş. Annesi onun en yakın arkadaşıymış, Sude de artık yeni insanlarla tanışmasının vaktinin geldiğini hissediyormuş. Ama sürekli teşvike ihtiyaç duyan çekingen biriymiş ve evden çıkıp çaba göstermeye başlaması için onu cesaretlendirecek hatırlatıcılar ve arkadaşların faydalarını anlaması gerekiyormuş.Hayatta birçok kez kendimizi dünyanın karşısında durmaya hazır hissetmeyiz ve yaşamak istediğimiz hayatı yaşayabileceğimize inandıracak bir dürtüklemeye ihtiyaç duyarız. Çoğunlukla hangi özelliğimizin eksik olduğunu ya da hangi konuda güvensiz olduğumuzu biliriz. Sude gibi biz de etrafımızı bizi olumlu, kararlı bir yöne doğrultacak ilham verici düşüncelerle donatabiliriz.

Belki her gün bir fikir seçip yanımızda taşıyabilir, olumsuz, şüpheli ya da korkutucu düşünceler yerine bunu kullanabiliriz. Bu düşünceleri, nazik dürtüşleri sadece kendimizin duyacağı gizli bir yerde kaydetmek isteyebiliriz. Ya da herkesin görebileceği bir yere koyup arkadaşlarımız ve ailemizle de paylaşabiliriz. Yaşamlarımız an ve an kendi düşüncelerimizle şekillenir. Bu yüzden etrafımızı ruhlarımızı besleyecek söz, fikir ve düşüncelerle donatmalıyız.Düşünme biçimi yaşama biçimini belirler.