Sevgili, doğumdan sonra ilk kez işe gitmek zorunda olan anne;

Nasılsın cancağızım? Çok mu gergin, stresli, tedirgin, kaygılı, mutsuz, ağlamak üzere, yeni ağlamış, içi daralmış… hissediyorsun kendini? Doğru kelimeyi sen seç…

Biliyor musun, biz çalışan annelerin hepsi senin geçtiğin yollardan geçtik. Canımız çocuklarımızla olmak, sarılıp yatmak, oynamak, gülmek istediği halde kalkıp işe gittik senin gibi. Ofiste aklımıza geldiklerinde burnumuzun direği sızladı. Ama alıştık:) alışır gibi yaptık. Mecburduk. Ve kendimizi hala şunlarla teselli ediyoruz.

Bu bir tercih değil, zorunluluk çoğumuz için. Keyfimizden bırakıp gitmiyoruz çocuklarımızı.

Çalışmalıyız çünkü çocuklarımızın iyi bir hayat sürmeleri için, çalışmamız gerekiyor.

Çalışmalıyız çünkü senelerce okuduk ve ailelerimiz bizim okumamız, kendi ayaklarımızın üstünde durmamız, vatana millete hayırlı olmamız için kendilerini parçaladılar.

Çalışmalıyız çünkü genciz, enerjimizin en verimli yıllarındayız, doğru kanalize etmeliyiz.

Çalışmalıyız çünkü hayatımızı çocuklara adayıp, işten, sosyal hayattan, yeteneklerimizden, yapabildiklerimizden elimizi eteğimizi çekersek, onlar okula başladıktan sonra ortada kalacağız.

Çalışıyoruz diye çocuklarımızla vakit geçirmiyor değiliz. Çok özlüyoruz ve eve geldiğimizde birlikte gerçekten nitelikli zaman geçirebiliyoruz.

Sana gelip “ay nasıl bırakıyorsun, ben çocuğumdan asla ayrılamam, ben hayatta çalışmam, çok özlerim, çok yazık yaaa, uzmanlar da üç yıl çocuğunuzdan ayrılmayın diyor, cık cık cık” diye fikir beyan eden insanlar olacaktır. Takılma. Her insan kendi şartlarına göre yaşar, herkesin bütçesi, hedefleri, geliri gideri, hayalleri, yaşam tarzı birbirinden farklı.