annelik



Bugün herhangi bir çalışan anne ile konuşun, size söyleyeceği kaçınılmaz tek sözcük vardır, o da suçluluk. Anneler çocuklarını evde bırakmak konusunda suçluluk duyarlar ve bunun kısa ve uzun vadeli etkileri konusunda endişe duyarlar, çünkü bu durumun gelecekte çocuklarının gelişimini etkileyebileceği kaygısı taşırlar.

Anneler yaşadıkları bu yoğun suçluluk duygusu nedeniyle işten eve döndüklerinde çocuklarının her istediğini yapma ve onları şımartma eğilimindedirler. Oysa ki anneden bir ebeveyn olarak beklenilen en önemli şey çocuğuna ilgi, şevkat vermesi, kurduğu iletişim ile çocuğunun “ben değerliyim”, “güvendeyim”, “mutluyum” duygusunu yaşamasını sağlamasıdır. Çocuklar varolduklarına dair geri bildirim isterler. Aile içindeki etkileşim çocuğun bu gereksinimi yerine getirebilmelidir. Ayrıca çocuk emniyettte olduğunu hissetmeye, annesine karşı yakınlık hissetmeye ihtiyacı vardır. Bütün bunların sağlanabilmesi için de 24 saate ihtiyaç yoktur. Önemli olan annenin çocuğu ile geçirdiği zamanın niteliği, onunla kurduğu iletişimin türüdür.

Suçluluk duygusu, uyarı vermeden gelir ve birdenbire mideniz delinmiş gibi hissedersiniz. Birçok çalışan anne de bir kez ya da birçok kez suçluluk hissetmiştir. Eğer birşey hakkında suçluluk hissediyorsanız, büyük olasılıkla hayatınız içinde ele almanız gereken bir konu vardır. Suçluluğu ilk hissettiğiniz anda kendinize neden bu duyguyu yaşadığınızı sorun. Suçluluğu azaltmak için yollar var mı? Önceliklerinizi değiştirecek yollar var mı? Bu değişiklik olumlu bir değişiklik mi? Eğer olumlu ise değiştirin. Eğer değilse gereksiz suçluluğa yol açan adımları değiştirmek gerekir. Çalışan anneler olarak kararınız ile ilgili rahat hissetmeniz önemlidir.