En yaygın düşünce kalıpları için;

  • ‘Sevilmediğim sürece ben bir hiçim.’
  • ‘Eleştiri alırsam bu tümüyle reddedilmek demektir.’
  • ‘Başkalarını her zaman memnun etmeliyim.’
  • ‘Her şeyi mükemmel yapmalıyım.’
  • ‘Sorunlarımı benden başka kimse çözemez.’
  • ‘Her zaman kontrollü olmalıyım’ örnek verilebilir.
  • İnsanlar panik atağı ise yaşadıkları bedensel duyumu katastrofik biçimde yorumlama eğiliminde olduklarından yaşarlar. Yanlış yorumlanan bedensel tepkiler genellikle çarpıntı ve halsizlik gibi normal anksiyete tepkileridir. Örneğin hissedilen hafif bir çarpıntı, kalp krizinin ve ölümün işareti olarak algılanabilir veya kişi aklına gelen garip düşünceleri kontrolünü kaybedeceği ve aklını yitireceği şeklinde yorumlayabilir. Bu yorumlama da çarpıntının artmasına yol açar.
  • Panik atak belirtileri olarak genellikle terleme, titreme, nefes alamama hali, soluğun kesilmesi, göğüste sıkışma, bulantı, baş dönmesi, üşüme ya da ellerde, kollarda, bacaklarda uyuşma gözlemlenmektedir.
  • Uzmanlar tarafından ‘psikolojik bir sendrom’ olarak tarif edilmesine karşın, hasta, çoğunlukla yaşadıklarının gerçekten fiziksel kaynaklı sorunlar olduğunu ama kimsenin hastalığının gerçek sebebini bulamadığını düşünmektedir. Panik atağın önemsiz bir sorun olduğunun düşünülmesi ve kişiye ‘hastalık hastası’ yakıştırmasının yapılması panik ataklı hastanın durumunu zorlaştırmaktadır.
  • Çocuklarda çok nadir ortaya çıkan hastalığın ilk ortaya çıkış yılları 18-25 yaş arasıdır. Genellikle belirtiler 30-40’lı yaşlarda sık tekrarlar.
  • Panik atağın genetik olup olmadığı konusunda herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.
  • Panik atak krizi geldiğinde 5-45 dakika sürmekte ve şiddeti hastadan hastaya değişmektedir.
  • Panik atak, hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Krizler ve ölüm korkusu gibi nedenlerle hasta evde tek başına kalamamak, tek başına dışarı çıkamamak gibi olumsuzluklarla karşılaşmaktadır. Sürekli başına kötü bir şey geleceği ve yabancıların ona yardım etmeyeceğinden korkan bazı hastalar mesleklerini ve sosyal hayatlarını bırakmak zorunda kalabilmektedirler.
  • Panik bozukluk kalp krizi geçireceğini, öleceğini, atakların tekrar olacağını, felç geçireceğini düşünerek sürekli endişe, korku içinde bulunma şeklindedir. Bu bozukluk agorafobi (yalnız kalma korkusu) ile birlikte yaşandığında kişi kapalı ve kalabalık yerlerden kaçınır, evde tek başına kalmak istemez. Dışarıya yalnız çıkmaktan korkar.